< HAKAN FİLİZ - Blogcu





İNTERNET 100,000 SİTEYİ AŞTI.

İnterneti 1995’ten bu yana tarayan Netcraft şirketinin verilerine göre, 1 Kasım 2006 itibariyle 101 milyon 435 bin 253’e yükseldi. Netcraft uzmanları, 100 milyon web sitesinin internet için bir kilometretaşı olduğunu ve 2006 yılında 27.4 milyon yeni internet sitesinin eklendiğini belirtiyor. Netcraft’ın ilk aylık araştırmasını yaptığı Ağustos 1995’te internette sadece 18.957 site bulunuyordu.

İLGİNÇ BİR KAZA RESMİ.

USULÜNCE CEVAP VERMEK.....

Usulünce cevap verebilmek de bir meziyet

   * 80'li yılların sonları bir Beşiktaş-Boluspor maçı sırasında Hakem,
       Beşiktaş 'ın net 2 golünü vermez,

     Boluspor 'a havadan bir penaltı verir. Maç çığırından çıkmıştır.
      Beşiktaş 'lılar neredeyse sahayı terketmeyi düşünürler. Boluspor
2.
golü de atar.
        Metin TEKİN santrayı yapmaz bekler.
        Hakem düdüğü bir daha çalar, ama Metin hala topa dokunmaz. Hakem,
"Metin neden başlamıyosun ?, Bak kart çıkartırım !" der. Metin
cevap verir: "Hocam sahanıza geçin de başlayalım"

   * Show TV 'deki Ateş Hattı programında Reha MUHTAR, Prens Charles'ın
       müslüman olduğu yönündeki söylentileri eleştirmektedir. Konuyu
Diyanet İşleri Başkanı ile
       tartışmaktadır:
        - Efenim Prens Charles 'ın müslüman olduğunu söylüyorlar. peki
ama
           öyle bir adamdan müslüman olur mu?
        - Olur tabi neden olmasın?
        - Ama efenim nasıl olur?
        - Reha bey siz müslüman mısınız?
        - Tabi müslümanım efendim.
        - Siz namaz kılıyor musunuz?
        - Hayır.
        - Oruç tutuyor musunuz?
        - Hayır.
        - İçki içiyor musunuz?
        - Evet.
        - E sizden nasıl müslüman oluyorsa, ondan da en az sizin kadar
           müslüman olur.


   * Muhabir: Müslüm bey, hakan taşıyan için arabeskin yeni peygamberi
      diyorlar. ne diyorsunuz?
     Müslüm GÜRSES : ben öyle bir peygamber gönderdiğimi hatırlamıyorum.

ÖNYARGI

Uzaklarda bir köyde, kocası, çocuğu doğmadan ayrılmış tek başına yaşayan

hamile bir kadın kendisine arkadaş olması açısından  dağda yaralı bulduğu bir gelinciği evinde beslemeye baslar.

Gelincik kadının yanından bir an bile ayrılmaz. Her ne kadar evcil bir hayvan olmasa da, oldukça uysallaşır.
Birkaç ay sonra kadının çocuğu doğar. Tek başına tüm zorluklara göğüs germek ve yavrusuna bakmak zorundadır.
Günler geçer ve kadın bir gün birkaç dakikalığına bile olsa evden ayrılmak ve yavrusunu evde bırakmak zorunda kalır. Gelincikle bebek evde yalnız kalmışlardır.
Aradan biraz zaman geçer ve anne eve gelir. Gelinciği ve kanlı ağzını görür.
Anne çıldırmışçasına gelinciğe saldırır ve oracıkta öldürürhayvani. Tam o sırada içerdekiodadan bir bebek sesi duyulur. Anne odaya yönelir.Ve odada beşiği, beşiğin içindeki bebeği ve bebeğin yanında duran parçalanmış bir yılanı görür.


Einstein'in söylediği rivayet edilen bir söz var:


" İnsanlardaki önyargıyı parçalamak benim atomu parçalamamdan daha zordur".


ÖNYARGILARINIZI BEYNINIZDEN SILMEK VE KALBINIZDEN SEVGIYI  EKSIK
ETMEMEK DILEGIYLE.


EVLİLİK ÜZERİNE

Evlilik Üzerine....

 

Evlilik nedir diye sorsanız sokaktaki insanlara eminim çok değişik ve çok ilğinç cevaplar alırsınız.

 

Size sorsalar birileri ne cevap verirsiniz hiç düşündünüz mü?.Ben hiç düşünmeden evliliği" bir ağaca yapılan aşıdır" diye tarif ederim.Nasılmı?

 

Bir ağaç düşünün meyve ağacı veya normal meyvesiz bir ağaç.Hiç fark etmez.

 

Bu ağaca başka bir ağacın filizinden bir parça alıp bu ağacın filiz kısmına aşı yaparsanız hatta;aşıyı meyvesiz bir ağaca meyve ağacının filiziyle yaptıysanız bu filiz yapılan ağacın gövdesinde ve o ağacın köklerinden beslenip onun kanından canından bir parça olarak yeşerecek dallanıp, çiçek açarak meyve vermeye başlayacak bir müddet sonra bir bakacaksınız ki aşı yaptığınız ağacın aynı gövde üzerinde iki ayrı dalı var.

Eğer isterseniz öyle bırakır isterseniz kendinize göre meyve vermeyen kısımlarını kesip tümden meyve ağacına dönüştürebilirsiniz Evlilikte öyle değimlidir;hayat ağacımıza daha önceden tanımadığınız bir filizi getiripevlilik aşısıyla aşı yapmıyor muyuz?

 

Aşı tuttuğunda bir müddet sonra bakıyorsunuz ki yaptığınız aşı gövdenizden pir parça olmuş,aynı köklerle beslenerek aynı acıı ve tatlıyı tatmaya başlamıyor muyuz.Hatta bu öyle bir aşı oluyor ki; senin fideni yetiştiren ailenin önüne geçiyor.Öyle değimli? Eşler aralarında paylaştıklarını ne kadarını anne ve babası ile veya kardeşleri ile paylaşıyor?

 

Tabi bu paylaşım yapılan aşının yapıldığı daldaki uyuma bağlı.Aşı yapıldığında yapılan filiz yeni yerini sevmez, yapılan dalda yeni filizi sevmez ve kabullenmezse kısaca mecburiyetten o gövdenin bir parçası olmuşlarsa ona diyeceğim bir şey yok...

 

Evlilikte de eşler bir müddet sonra aşı yapılan ağacın meyve vermeyen dallarını kesip,

ağacı meyve ağacına dönüştürülmesinde olduğu gibi kendince; eşinin meyve vermeyen dallarını kesip kendi istediği bir şekle sokmaya çalışmıyormu ?..

 

Ağaca yapılan aşının tutmaması veye tuttuğu halde bir süre sonra kesilip

atılması gibide bazen evlilik aşısıda tutmuyor,veya tuttuğu halde bir zaman sonra aşılı yer ile filizin memnuniyetsizliğinden dolayı o bin bir zahmetle yetiştirilen dal kesiliyor.

 

Amaaaaa kesilen yerdeki çehre yi hiçbir zaman silemeden..

« Önceki ::